"M. Kemal Atatürk, 'vekil maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin' dedi" mi ?
Mustafa Kemal Atatürk'ün bu sözü söylemediğine dair o kadar çok kanıt var ki. Saçmalıyor bu adam tam bir Atatürk düşmanı diyecek bazılarınız. Böyle söyleseniz bile bu yazıyı okuyun ve verdiğim kaynaklara açıp bakın yalan söylemediğimi anlayacaksınız. Evet sırayla gidelim :
Meclis'in iç hukuku, ihtiyaçları, donanımı, ödenekleri kapsamında
verilen 33 kanun teklifinden 22'sinin doğrudan Meclis ve "milletvekilerinin ödenekleri" ile ilgili olduğu Meclis
tutanaklarında görülmektedir. TBMM'ye ödenek verilmesine dair 339 Sayılı Kanun, ilginç bir şekilde
"müzakere yapılmadan" çıkarılmış ve Kanunla, Meclis'e 682.400 lira ek ödenek aktarılmıştır.[1]
Bilindiği gibi M. Kemal Atatürk birinci Meclis'e darbe yapmıştı... Ardından kendi seçtiği vekillerden oluşan
ikinci Meclis göreve başladıktan kısa bir süre sonra ne yaptı biliyor musunuz? 23 Şubat 1924 tarih ve 421
Sayılı Kanun ile 2.400 lira olan yıllık ödenekleri 3.600 liraya yükseltti.[2]
M. Kemal Atatürk'ün Meclis'i, 15 Mayıs 1930 tarihinde 1613 Sayılı "Büyük Millet Meclis Azasının Tahsisat
(Ödenek) ve Harcırahları Hakkında"ki Kanunu kabul ederek, milletvekilleriyle ilgili düzenlemeleri tekrar ele
almıştır. Bu Kanunla milletvekillerinin yıllık ücretleri "6000 liraya" çıkarılmıştır.[3]
Aynı Kanunla milletvekillerine ve ailelerine her seçim dönemleri için 125 lira azimet ve avdet harcırahı (gidiş gelişh arcırahı) verilmesi kararlaştırılmıştır.[4]
1924'te bir Reşat altının fiyatı 5.3 lira idi. Memur maaşının 2.5 katı (Not: Aslında 2.5 kattan çok daha fazla)
tutarındaki aylık ödenekleri katmazsanız sadece yıllık maaşla 680 Reşat altını alınabiliyordu. Yani bugünkü
rakamla 435 bin 200 lira.
"2000'de bir belgesel çalışması için Türkiye İş Bankası arşivine girmiştim. Bankanın Ankara Etlik'teki
arşivinde Atatürk'ün cumhuriyetin ilk döneminde kullandığı hesap defterini bulmuştuk.
"2" no'lu bu hesap cüzdanında Ata'nın hesap dökümü vardı.
Köşk'teki ilk maaşı 5 bin lira idi...
Cumhurbaşkanı ayrıca 7 bin lira da "fevkalade tahsisat" alıyordu. Toplam maaşı 12 bin lirayı buluyordu.
1927'de çıkarılan bir kanunla bu maaşa 2 bin 480 lira "pahalılık zammı" yapıldı. Böylece maaş 15 bin liraya
yaklaştı."[5]
Peki ya öğretmenlerimiz maaşları ne kadar sevgili dostlar ? Sırayla gidelim hemen :
M. Kemal'in "güya" çok değer verdiği öğretmenlere 1923 yılı içerisinde bazı bölgelerde maaşları dahi
verilmemiştir... Örneğin Antalya ve Kayseri'de.
Kayseri Milletvekili Ahmed Hilmi Bey öğretmenlerin maaşlarının hamiyetli tüccarların bir araya gelerek
topladığı 2.000 liradan ödendiğini iddia etmiştir.[6] Bu görüşe katılan Mazhar Müfid Bey mealen; "…Kayseri
öğretmenleri bankaya müracaat ettikleri vakit bankanın kapısına bir kağıt yapıştırıyorlar: 'Burada
öğretmenlerin parası yoktur, müracaat etmeyiniz.' Deniyor. Özetle öğretmenlerin maaşları verilmiyor"
sözleriyle, bu durumu doğrulamıştır.[7]
M. Kemal'in "Hâkimiyet-i Milliye" isimli gazetesinin 27 Haziran 1929 tarihli haberine bakalım: "1929 yılı
itibariyle bir ilk mektep öğretmeni vazifesine 1.500 kuruşla başlıyor."[9]
Türkiye'ye gelen yabancı uzmanlar, öğretmenlerin maaşlarının çok az olduğunu raporlarında
belirtmişlerdir. Bu uzmanlardan yalnızca ikisinin raporundaki ilgili bölüme yer vereceğiz...
1 - ALFRED KÜHNE: Mesleki Terbiyenin Inkişafına (Mesleki Eğitimin Gelişimine) Dair Rapor
Alman Dr. Kühne, 1925 yılında Türkiye'ye gelmiştir.[10]
Dr. Kühne raporunda öğretmen maaşlarının az olmasını "büyük bir tehlike" olarak görmüş ve yaşam koşulları
ile öğretmen ücretleri arasında denge kurulmasını önermiştir.[11]
Dr. Kühne'nin raporunda devamla şöyle denilmektedir:
"Yıllarca tahsil gören öğretmen bir çıraktan dahi daha az para kazanıyor. Öğretmenlerin kendilerini gereği
gibi mesleklerine verebilmeleri maaşlarının arttırılması ile gerçekleştirilebilir.[12]
2 - BERYL PARKER: Türkiye'de Ilk Tahsil Hakkında Rapor
Amerikalı eğitimci Prof. Dr. B. Parker'in 1934 yılında hazırlanan raporu, 1939
yılında I. Milli Eğitim Şurası dokümanı olarak Bakanlıkça yayınlanmıştır.[13]
Parker'in raporunda şöyle yazmaktadır:
"Görev yapan öğretmenlerin maaşları çok azdır. Maaşlardan tasarruf yapılmaya çalışılması oldukça
hatalıdır."[14]
Daha fazla söze gerek yok sanırım...
KAYNAKLAR:
[1] TBMM Z.C., Dönem: 2, C. 1, sayfa 98,99. (Meclis tutanakları)
[2] TBMM Z.C., Dönem: 2, C. 6, sayfa 204. (Meclis tutanakları)
[3] Düstur, Üçüncü Tertip, C. 11, Başvekalet Matbaası, Ankara, 1930, sayfa 397. (Kanun)
[4] Düstur, Üçüncü Tertip, C. 11, Başvekalet Matbaası, Ankara, 1930, sayfa 397.
[5] Can Dündar, Milliyet gazetesi, 22 Ekim 2006.
[6] TBMM Z.C., Dönem: 2, C. 3, sayfa 349. (Meclis tutanakları)
[7] TBMM Z.C., Dönem: 2, C. 3, sayfa 349-351. (Meclis tutanakları)
[8] Resmî Gazete'de yayınlandı: 03.08.1931, Sayı: 1863.
[9] "Maarif", Hâkimiyet-i Milliye, 27 Haziran 1929, sayfa 8.
[10] Ülker Akkutay, Milli Eğitimde Yabancı Uzman Raporları - Atatürk Dönemi, Avni Akyol Kültür ve Eğitim
Vakfı, Ankara, 1996, sayfa 33.
[11] Ismail Aydın, Dünden Bugüne Öğretmenler (1965-2005), Eğitim Sen Yayınları Araştırma Dizisi 2, Volkan
Matbaacılık, Ankara, 1999.
[12] Ilhan Başgöz, Türkiye'nin Egitim Çıkmazı ve Atatürk, Pan Yayıncılık, Istanbul, 2005, sayfa 134,135.
[13] Cavit Binbaşıoğlu, Cumhuriyet Dönemi Eğitim Bilimleri, Tekışık Yayıncılık, Ankara, 1999, sayfa 161.
Ayrıca bakınız; Mustafa Şahin, Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme Uygulamalarında Yabancı Uzmanların Yeri,
Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk Ilkeleri ve Inkılâp Tarihi Enstitüsü, Izmir, 1996, sayfa 108.
[14] Rapor için bakınız; Berly Parker, Türkiye'de Ilk Tahsil Hakkında Rapor, Maarif Vekilliği Devlet Basımevi,
Istanbul, 1939.
